|
içsel
tanrılar ölmez yavrum kırılmış kapılar açıldıkça
kalbini sıkı tut çarpa çarpa durur, durum bu
sokak
penceresinden dökülüyor ölüler
kırmızı ve sarışın şehrin şarap şişeleri bu yüzden.
biz
şimdi seni seviyoruz; ortasından sıkılmış
macun
tüpleri gibi, yani kıstırılmış sevişmelerimiz
yani
çağın tam kasımpaşaya bakan yokuşunda
daha
aşağılara inmeliyiz daha, daha aşağılara
durum
bu, aramızdaki yaş farkını konu ediyor ölüm
oysa
sakar bir güvercin şakalaşabilir güpegündüz gölgesiyle
ah ki
arafesindeyiz kalabalığın, kına yakılmış yerinde
yağmur kurtarır ancak bu sessizliği,
yarağacına asılmış bir çocuk belki
durum
bu, kaybettik savaşları barış kazandı yine
sen
enseni serin tut; ölüler daha değerli bu mevsimde
ışığa
duyarlı bir gülüşün var gördüm kırılmasını
büyük
bir gürültüyle, perdeleri kapadım, durum bu
park
halinde ilerliyoruz, sen enseni serin tut
otobüsler, tramvaylar, tren rayları öksürüp
öksürüp çıkaracak içinden kanayan sokakları
hadi,
utanalım, son uçağı kaçırmadan ver dudaklarını
uzun
boylu bir ölümdü yaşamak, su yandı ve düz
dünyaya dizleriyle dayılandı kırk ayaklı bir temmuz
nasıl
açıklarım şimdi anneme öldüğümü
kaza
kurşunuydu hepiniz gördünüz.
Caner
Ocak |